"Vekiller Asilleri Yok Sayamaz"

YAYINLAMA:
"Vekiller Asilleri Yok Sayamaz"

Hukuk, mazbatanın kime teslim edildiğini unutmaz.

Türkiye siyasi tarihinde bir ilk daha yaşandı. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin CHP hakkında verdiği karar doğrultusunda, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı'na Kemal Kılıçdaroğlu "tedbiren" atandı. Haberlerde, sosyal medyada, hatta bazı köşelerde bu atama sanki olağan bir genel başkanlık devri gibi sunuldu. Oysa hukuk dilinde kelimeler tesadüf değildir; her kelime bir anlam taşır, her unvan bir statü belirler.

Tedbir tedbirdir. Asaleti ikame edemez.

Tedbiren yapılan atamalarda atanan kişi, o makamın sahibi değil; geçici olarak görevini yürüten kişidir. Bunu en net biçimde 2019 İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçim sürecinde yaşadık. Seçim iptal edildiğinde, Ekrem İmamoğlu'nun yerine atanan Ali Yerlikaya "Büyükşehir Belediye Başkanı" unvanını kullanmadı, kullanamadı. Çünkü mazbata İmamoğlu'ndaydı. Yerlikaya yalnızca **"Başkan Vekili"**ydi. Hukukun gereği buydu, başka türlü olamazdı.

Bugün aynı mantık CHP için de geçerlidir. Genel Başkan Özgür Özel görevdedir. Genel Başkanlık unvanı ona aittir. Mahkeme kararıyla atanan kişi — kim olursa olsun — bu unvanı fiilen kullanamaz, kullanmamalıdır. Kullanırsa hukuku değil, hukuksuzluğu meşrulaştırmış olur.

Kılıçdaroğlu ne yapıyor?

Asıl rahatsız edici olan, Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu süreçteki tutumudur. Yıllarca genel başkanlık koltuğunda oturan, iki cumhurbaşkanlığı seçimini kaybeden, partisini muhalefette tutmayı başaramayan bir isim; şimdi mahkeme kararıyla aynı koltuğa geri döndürülmektedir.

Kılıçdaroğlu'nun yaptığı açıklamalar ise kaygı vericidir. Kendisine tedbiren verilen görevi olağan bir genel başkanlık gibi sahiplenen bir dil kullanmak, hukuki gerçekliği çarpıtmaktan öte anlam taşımaz. "Görevi devraldım" söylemi doğru değildir; çünkü devredilen bir görev yoktur. Ortada yalnızca, partinin seçilmiş liderinin yerinde durduğu bir tablo ve buna rağmen o koltuğa oturmaya çalışan bir atama vardır.

Demokratik meşruiyeti yıllarca dilinden düşürmeyen bir siyasetçinin, bugün o meşruiyetin tam da karşısında durması; hem ironik hem de ibret vericidir.

Asıl soru şudur:

Vekil, asili yok sayabilir mi? Hukuken hayır. Fiilen de hayır olmalıdır.

Özgür Özel mazbatasını taşıdığı sürece unvanını korumaya devam etmelidir. Partinin, üyelerinin, seçmenlerinin ve milletvekillerinin bu gerçeği yüksek sesle, kararlılıkla dile getirmesi gerekir. Çünkü bugün CHP'de yaşanan, yarın herhangi bir kurumda, herhangi bir seçilmiş makamda da yaşanabilir.

Hukuki gerçekliği sessizce geçiştirmek, o gerçekliği ortadan kaldırmaz. Sadece faturayı ileriye atar.

Vekiller asilleri yok sayamaz.

Sayarlarsa, hukuku değil; onu deldikleri gerçeğini kayıt altına almış olurlar.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız