Ara
MENÜ
İzmir Haberleri Yaşam Kırlardan fabrikaya: Çocuk işçiliği

Kırlardan fabrikaya: Çocuk işçiliği

Çocuk işçiliğinin artışı üzerine İSİG Meclisi'nden kritik açıklamalar

3 Dakika
Okunma Süresi

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, çocuk işçiliğinin değişen yüzü ve artış gösterdiği kent yaşamına dair önemli değerlendirmeler paylaştı. Açıklamalar, çocuk işçiliğinin tarım sektöründen kentlere kaydığına dair bulguları içermekte ve bu durumun çocukların eğitim ve sağlık gibi temel haklarından nasıl mahrum bırakıldığını vurgulamaktadır.

Çocuk işçiliği, dünya genelinde olduğu gibi Türkiye'de de can alıcı bir sorun olmayı sürdürüyor. İSİG Meclisi'nin yaptığı açıklamalar, çocuk emeğinin görünürlüğünün nasıl değiştiğini ve kentlerdeki çalışma koşullarının ne denli tehlikeli hale geldiğini ortaya koyuyor. Çocuk işçiliği, yoksullaştırma politikaları, eğitim sistemindeki dönüşümlerin ve mesleki eğitim merkezlerinin (MESEM) etkisiyle gün geçtikçe daha görünür hale geliyor. Bu yazıda, İSİG Meclisi'nin açıklamaları doğrultusunda çocuk işçiliğinin detaylarına, nedenlerine ve sonuçlarına dair derinlemesine bir inceleme yapılacaktır.

Çocuk İşçiliğinin Yükselişi ve Kentleşme Süreci

İSİG Meclisi'nin açıklamasında vurgulanan bir gerçek, çocuk işçiliğinin merkezinin kırlardan kentlere kaymasıdır. Tarımda çalışan çocuklar, yıllarca görünmez kılındı ve onların yaşadığı tehlikeler haberlerde çoğunlukla trafik kazası ya da boğulma olayları olarak sınıflandırıldı. Bu noktada, çocukların yaşadığı potansiyel tehlikeler, kamuoyuna yeterince aktarılmadı. Örneğin, tarımda çalışırken meydana gelen kazaların sayısı azalsa da, kentlerdeki çocuk işçi ölümlerinin artışı dikkat çekici bir durumdur. 2014 yılında kentlerde çocuk işçi ölümlerinin oranı %39 iken, bu oran 2025 yılında %67'ye yükselecek gibi gözükmektedir.

Mesleki Eğitim Merkezleri ve Çocukların Geleceği

İSİG Meclisi, çocuk emeğinin sömürüsünde yaygın olarak kullanılan çıraklık sisteminin tarihçesini paylaşarak, MESEM’lerin kentlerdeki çocuk işçiliğinin yaygınlaşmasında oynadığı role dikkat çekmektedir. 1977’de çıkarılan Çırak, Kalfa ve Usta Kanunu ile başlayan bu süreç, özellikle 2001 yılında Mesleki Eğitim Merkezleri'nin adı değiştirilerek eğitim sistemine entegre edilmesiyle hız kazandı. O dönemden beri, MESEM'ler çocukların hem eğitim almasını hem de çalışmasını sağlamak amacıyla kullanılmaktadır. Ancak gerçekler, bu düzenlemenin çocukları daha kötü çalışma koşullarına mahkûm etmekten başka bir sonucu olmadığını gösteriyor.

Çocuk İşçiliği ile Mücadele ve Talep Edilen Çözüm Süreçleri

İSİG Meclisi'nin açıklamalarında, çocuk işçiliği ile mücadelede somut talep ve çözüm önerileri de yer alıyor. Bu noktada, çocuk işçilik yasaklanmalı, mesleki öğrenim çocuk gelişimine uygun şekilde planlanmalı ve eğitim her kademede parasız olmalıdır. Ayrıca yaşam alanlarının çocukların gelişimine uygun hale getirilmesi, spor ve sanat etkinliklerinin teşvik edilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, örgütlenmek, mücadele etmek ve toplumsal farkındalık oluşturmak da çocukların korunması adına kritik önem taşımaktadır.

Çocuk işçiliği, Türkiye’de hem ekonomik hem de sosyal bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. İSİG Meclisi’nin yaptığı açıklamalar, bu sorunun boyutlarını ortaya koyarken, aynı zamanda çözüm önerilerini de gün yüzüne çıkarmaktadır. Yoksullaştırma politikaları ve eğitim sistemindeki dönüşümlerin etkisiyle çocuklar, kentlerde kötü çalışma koşullarına zorlanmaktadır. Çocuk işçiliği ile mücadele için öncelikle yasal düzenlemelerin gerçekleştirilmesi, eğitim sisteminin kapsamlı şekilde gözden geçirilmesi ve bu konuya dair toplumsal farkındalığın artırılması gerekmektedir. Çocukların geleceği, bu mücadele sürecindeki kararlılığımıza ve toplumsal dönüşüm çabalarımıza bağlıdır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *