2 Şubat 2023'te meydana gelen depremde Ezgi Apartmanı'nın yıkılması sonucu 35 kişi hayatını kaybetti. Davada sorumlu tutulan 3 kişi hakkında ağır ceza talepleri gündeme geldi.
Özellikle, bu dava sürecinde bilirkişi heyetinin çekilme talepleri ve sağlık durumları dikkat çekiyor. Bu yazıda, yaşanan gelişmeler ve sonuçları derinlemesine ele alınacaktır.
Ezgi Apartmanı'nın Yıkımı ve Sonuçları
Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesindeki Ezgi Apartmanı, 6 Şubat 2023'teki yıkıcı depremde yerle bir oldu. Bu olay sonucunda 35 kişi hayatını kaybetti. Bu yıkım, toplumda büyük bir infial yarattı ve sorumluların nasıl yargılanacağına dair tepkiler yoğunlaştı.
Yıkımın ardından, binanın giriş katındaki Kervan Pastanesi'nin sahipleri Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel ile tadilatı organize eden iç mimar Ertan Danacı hakkında "olası kastla kasten öldürme" ve "olası kastla kasten yaralama" suçlamalarıyla toplamda 700 yıl 4 aydan 876 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi. Bu hukuki süreç, binanın yapısal sorunlarının ve tadilatın gerektiği gibi yapılmadığı iddiaları çerçevesinde şekilleniyor.
Mahkeme Süreci ve Bilirkişi Heyeti
Türk hukuk sistemi içerisinde, yargılama sürecinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi açısından bilirkişi raporları büyük bir önem taşıyor. Bu davada, Konya Teknik Üniversitesi'nden bir bilim heyeti atanmıştı. Heyette, Prof. Dr. Mustafa Tolga Çöğürcü, Prof. Dr. Mehmet Kamanlı, Doç. Dr. Mehmet Uzun, Doç. Dr. Arif Delikan ve Arş. Gör. Mehmet Akif Arslan yer aldı.
Ancak, mahkeme, 24 Kasım 2025'te bilirkişi heyetinin "Bilirkişilikten çekilme talebi" dilekçesi sunduğunu öğrendi. Bu talepte, heyet başkanı Prof. Dr. Çöğürcü'nün kalp krizi geçirmesi ve sağlık sorunlarının devam etmesi gibi sebepler gösterildi. Bu tür bir durum, davanın seyrini etkileyebilecek önemli bir gelişmeydi.
Davada Gelişmeler ve Sonuç
Mahkeme, bilirkişi heyetinin çekilme talebini kabul etti. Ancak, durumun ciddiyeti nedeniyle Gaziantep Bilirkişilik Bölge Kurulu, 30 Ocak 2026 tarihinde fezleke hazırladı. Bu raporda, "Bilirkişilik listelerinde kayıtlı olmayan harici bilirkişi olarak görevlendirilen beş akademisyen için disiplin yaptırımı uygulanmasına yer olmadığına" karar verildi.
Bilinçli bir şekilde görevi kabul etmemek, yargı sistemine zarar verebilirken, aynı zamanda davaların gecikmesine ve adaletin yerini bulmasına engel olabilir. Bu sürecin sonucunda, kamuoyunda hüküm süren güven kaybı daha da derinleşebilir.
Ezgi Apartmanı davası, yalnızca bir bina yıkımından ibaret değil; aynı zamanda adalet sisteminin etkinliğinin, şehir planlamasının ve inşaat standartlarının sorgulanmasına zemin hazırlayan bir dava niteliği taşıyor. Bu süreçte kararlı ve tarafsız yargı ile kamu güveninin sağlanması önem arz ediyor. Sadece adaletin tecelli etmesi değil, aynı zamanda toplumsal farkındalığın artması da elzemdir. Eğitimin, bilgilendirmenin ve güvenilir uygulamaların bu tür trajedilerin önüne geçebilmek adına önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.