İzmir Haberleri Eğitim EÜ’de Türkiye'nin güneyindeki güncel gelişmeler masaya yatırıldı

EÜ’de Türkiye'nin güneyindeki güncel gelişmeler masaya yatırıldı

Ege Üniversitesi'nde gerçekleştirilen bir panelde, Suriye Türkmenlerinin mevcut durumu ve geleceği üzerine uzman görüşleri paylaşıldı. Etkinlikte, Türkmenlerin haklarının önemi vurgulanarak, bölgedeki gelişmelerin dikkatle izlenmesi gerektiği ifade edildi.

4 Dakika
Okunma Süresi
Haberleri

Ege Üniversitesi'nde; Türkiye’nin güneyindeki stratejik gelişmeler, sınır güvenliği ve Türk Dünyasının önemli bir parçası olan Suriye Türkmenlerinin geleceği, uzman isimlerin katılımıyla mercek altına alındı.

Ege Üniversitesi Kültür Sanat Evi’nde, Türk Dünyası Akademik Araştırmalar Topluluğu tarafından organize edilen “Türkiye'nin Güneyinde Güncel Gelişmeler, Güney Serhatlerimizin Geleceği ve Türk Dünyasında Suriye Türklerinin Durumu ve Önemi” başlıklı panel, akademisyenler ve öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi.

Birgivi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hanefi Palabıyık ve EÜ Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Abdullah Temizkan’ın da katılım gösterdiği etkinlikte konuşmacı olarak; Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Akif Okur ile Suriyeli Türkmen Dernekler Federasyonu Başkanı ve Halep Milletvekili Dr. Tarık Sülo Cevizci yer aldı. Panelin oturum başkanlığını Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Atıf Akgün üstlendi.

"Türkmenler kurucu unsur olarak tanınmalı"

Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Birgivi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hanefi Palabıyık, Suriye’deki yeni yapılanma sürecinde Türkmenlerin konumuna dikkat çekti.  Prof. Dr. Palabıyık, “Yeni dönemde Suriye'deki yeni devlet yapılanmasında Suriye Türklerinin kurucu unsur olarak tanınması gerekmektedir. Türkmenlerin siyasi ve kültürel haklarının korunması, eğitim ve temsil taleplerinin yerine getirilmesi, hem kimlikleri ve yerlilikleri açısından hem de ilerideki siyasi güç paylaşımlarında yer bulmaları itibariyle son derece önemlidir” dedi.

Türkmen bölgelerindeki güvenlik ve kalkınma projelerinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Palabıyık, “Anayasal haklar açısından orada diğer gruplara vadedilen hakların doğrudan Türkmenlere de eşit olarak tanınması şarttır. Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı Bayırbucak ve Halep gibi bölgelerde güvenliğin doğrudan Türkler tarafından sağlanması ve geri dönüşlerin kalıcı olması için tarım, ticaret ve altyapı projelerine hız verilmelidir” diye konuştu.

“Bölgedeki Türk varlığı Selçuklu dönemine kadar uzanıyor”

Konuşmasında Türklerin bölgedeki tarihsel derinliğini anlatan Prof. Dr. Mehmet Akif Okur, Suriye topraklarındaki Türk varlığının Malazgirt öncesine ve Selçuklu dönemine kadar uzandığını belirtti. Prof. Dr. Okur, “Türklerin bugün Suriye dediğimiz topraklara girişleri oldukça eskidir. Suriye'nin kuzeyinde Türkmen yerleşimlerini yoğunluklu olarak Selçuklu ile beraber görüyoruz. Selçuklular ve Eyyubiler gibi bu bölgede varlık göstermiş devletlerin tamamında Türk nüfusunun mühim bir rol oynadığını biliyoruz. Osmanlı dönemi ise 1516’dan itibaren bölgede ayrı bir sayfa açmıştır. Türkmenler, hac yollarının kesiştiği bu kritik coğrafyada özel misyonlarla iskân edilmişlerdir. Bizim güney hudutlarımız, sadece resmi sınırlarımızla sınırlı değildir; Türkmen Dağı'ndan Lübnan ve Golan’a kadar uzanan güçlü bir Türkmen varlığı söz konusudur” diye konuştu.

Birinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan kopuşa ve kimlik mühendisliğine de değinen Prof. Dr. Okur, “Birinci Dünya Savaşı sonrası, bölgedeki kimliklerin siyasallaştırıldığı ve harita mühendisliğinin yapıldığı bir dönemdir. Eski kimliklere yeni ve çatışmacı anlamlar yüklenerek bölge enerjisi tüketilmeye çalışılmıştır” dedi.

“Suriye'deki Türkmen varlığını güçlendirmek için gayret ediyoruz”

Suriye’deki Türk nüfusu ve siyasi temsiline dair veriler paylaşan Halep Milletvekili Dr. Tarık Sülo Cevizci, bölgede yaklaşık 3,5 milyon Türk nüfusunun yaşadığını tahmin ettiklerini ifade etti. Cevizci, “Baas rejimi ve önceki yönetimler Türk varlığını silmek istediği için net bir çalışma yapmak güç olsa da araştırmalarımız 3,5 milyona yakın bir Türk nüfusuna işaret ediyor. Bunların en az 1,5 milyonu Anadolu Türkçesi ile aynı dili konuşmaktadır. Ne yazık ki asimile olan bir kitle de söz konusudur” dedi.

Suriye’de yeni bir dönemin başladığını söyleyen Cevizci, “Artık yeni bir yapı, yeni bir kadro ve yeni bir söylemle yola çıkıyoruz. İnşallah bundan sonraki mücadelemizi Şam merkezli yürüteceğiz. Parlamento seçimlerinde şu an 5 Türkmen kökenli milletvekilimiz var; bu sayının yeni atamalarla 8’e çıkmasını ümit ediyoruz. Türkiye'nin yürüttüğü süreç çerçevesinde, Suriye'deki Türkmen varlığını güçlendirmek için tüm gücümüzle gayret göstereceğiz” diye konuştu.

Panel, soru-cevap bölümünün ardından konuşmacılara teşekkür belgelerinin takdim edilmesiyle sona erdi.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *