İzmir Haberleri Eğitim Ege Üniversitesinde “Lipodistrofi” hastalığına dikkat çekildi

Ege Üniversitesinde “Lipodistrofi” hastalığına dikkat çekildi

Ege Üniversitesi (EÜ) Hemşirelik Fakültesi tarafından nadir bir endokrin hastalık olan Lipodistrofi’ye yönelik farkındalık yaratmak amacıyla düzenlenen panelde, hastalığın tanısı ve hasta bakımı konularına açıklık getirilirken, bu nadir hastalığa sahip bireyler tecrübelerini paylaştı.

3 Dakika
Okunma Süresi
Haberleri
Ege Üniversitesinde “Lipodistrofi” hastalığına dikkat çekildi

Ege Üniversitesi (EÜ) Hemşirelik Fakültesi tarafından 31 Mart Dünya Lipodistrofi Farkındalık Günü kapsamında çevrimiçi olarak  “Lipodistrofiye Dikkat Çekiyoruz” başlıklı panel düzenlendi. Oturum başkanlığını Hemşirelik Fakültesi İç Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Serap Özer ile Atatürk Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Diyaliz Programı Öğr. Gör. Dr. Seçil Beyece İncazlı’nın üstlendiği etkinlikte, sağlık çalışanları düzeyinde teknik bilgilendirme yapılırken, toplum düzeyinde erken teşhisin önemine dair konular ele alındı.

Panelin açılışında konuşan Prof. Dr. Serap Özer, lipodistrofinin yalnızca fiziksel bir yağ dokusu kaybı olmadığını vurguladı. Hastalığın karmaşık yapısına değinen Prof. Dr. Özer, “Metabolik ve psikososyal sonuçları olan, bireyin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen çok boyutlu bir sağlık sorunu ile karşı karşıyayız. Hastalığın hem toplumda hem de sağlık profesyonelleri arasında yeterince tanınmaması, tanı süreçlerinde telafisi güç gecikmelere yol açıyor” dedi.

“Hayati organlarda birikerek hasar oluşturuyor”

Panelde “Tanı ve Tedavi” başlıklı bir sunum gerçekleştiren EÜ Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Ilgın Yıldırım Şimşir, nadir endokrin hastalıkların toplamda büyük bir hasta grubunu etkilediğini belirtti. Doç. Dr. Şimşir, “Sağlıklı bireyde enerji dengesi korunurken, lipodistrofi hastalarında yağ depolama kapasitesi çok küçük olduğu için enerji taşarak karaciğer ve kas gibi organlarda birikir. Bu durumu bir ‘küvet metaforu’ ile açıklayabiliriz; yağ depolama alanı dolduğunda enerji dışarı taşar ve hayati organlarda birikerek hasara yol açar. Bu metafor, hastalığın neden olduğu metabolik tahribatın anlaşılması açısından kritik bir öneme sahiptir” diye konuştu.

Enjeksiyon tekniklerinde "Kas" uyarısı

Hemşire Vildan Özkan Derviş ise lipodistrofili hastaların bakım süreçlerinde enjeksiyon tekniklerinin kritik önem taşıdığını belirterek, “Yağ dokusu kaybı nedeniyle enjeksiyonların kesinlikle kas içine yapılmaması gerekiyor. Bu noktada enjeksiyon tekniklerinin doğruluğu hayati önem taşıyor; çünkü yapılacak en küçük bir yanlış uygulama, hastada çok ciddi komplikasyonları beraberinde getirebilir” dedi.

“Tanı konana kadar suçlanan taraf oldum”

Panelde hastalık nedeniyle yaşadığı zorlukları anlatan lipodistrofi hastası Behiye Bozkurt Kaçan, “Yıllarca yüksek doz insülin kullanmama rağmen kontrol altına alınamayan bir diyabetle mücadele ettim ve maalesef bu süreçte hep suçlanan taraf oldum. Doğru tanı konulana kadar neler yaşadığımı anlatmak çok güç; ancak teşhis konulduğu an ilk kez gerçekten ‘hasta’ olduğumu anladım ve hayatım o noktada değişti. Bizim gibi hastalar için farkındalık, sadece bir kelime değil, hayata tutunmamızı sağlayan en büyük dayanaktır” diye konuştu.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız