​Tugay’dan Meslek Fabrikası için çağrı: Bu, hukuka ve kente sahip çıkma mücadelesidir

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Meslek Fabrikası önünde yaptığı basın açıklamasında Atatürk’ün İzmir’e miras bıraktığı, tapusu Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan binaya sahip çıkmak için herkesi desteğe çağırarak, “Bugün mağdur edilen herkesi yalnız bırakmama günüdür” dedi. CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ise, yarın saat 18.00’de yapılacak kitlesel açıklama için İzmirlilere çağrıda bulundu.

Mülkiyeti İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan Meslek Fabrikası binasına Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından el konulmasının ardından, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde dün başlayan direniş devam ediyor. Gece boyunca meslek fabrikası binası önünden ayrılmayan Başkan Dr. Cemil Tugay öğle saatlerinde CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ile birlikte bir basın açıklaması yaptı. Sivil toplum örgütleri ve meslek odalarının temsilcilerinin de yer aldığı basın toplantısında konuşan Başkan Tugay, Meslek Fabrikası’na yönelik el koyma sürecinin hukuka aykırı olduğunu yineleyerek, tüm İzmirlileri kentin ortak değerlerine sahip çıkmaya çağırdı.

“Vakıf gerçekte yok, tapuda var”

Başkan Tugay, dün sabahın erken saatlerinden itibaren herkesi derinden üzen bir olay yaşandığını belirtti. Tugay, sabah saat 05.00 sıralarında binanın polis tarafından ablukaya alındığını ve personelin girişinin engellendiğini hatırlattı. Görevli ve yöneticilerin de binaya alınmadığını ifade eden Tugay, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak kendisinin de belediyeye ait binaya girişine izin verilmediğini söyledi. Tugay, “Burada mülkiyetle ilgili ihtilaflı bir durum söz konusu. Ancak bu konuda açılmış dava süreci devam ediyor; sonuçlanmış bir dava yok. Buna rağmen AK Partili siyasetçiler, sanki dava sonuçlanmış gibi açıklamalar yapıyor. Nedense İzmir Büyükşehir Belediyesi binasının Vakıflar’a devredilmesine çok sahip çıktılar. Bayezid Baba Vakfı adı kullanılıyor. Ancak arkadaşlarımızın yaptığı araştırmalara göre bu vakıf, Osmanlı döneminde hukuken ortadan kaldırılmış. Dönemin padişahı tarafından kapatılmış ve ‘Evkaf-ı Münderise’ kapsamına alınmış. Yani ortada fiilen var olmayan bir vakıf söz konusu. Meslek Fabrikası’nın tapusunda bu vakfın adı yer alıyor. Gerçekte olmayan, Cumhuriyet döneminden bile önce kapatılmış bir vakfın ismiyle işlem yapılıyor. Ortada ciddi bir hukuk tartışması var ve sonlanmadı, hala mahkemede” ifadelerini kullandı.

“Tahliye kararı, işlem bittikten sonra UYAP’a yüklendi”

Kaymakamlık tarafından daha önce gönderilen tahliye yazısına karşı itiraz haklarını kullandıklarını vurgulayan Başkan Tugay, sürecin hukuka aykırı şekilde ilerlediğini belirtti. Tugay, “Kaymakamlığın, itirazımızın kabul edilip edilmediğine dair bize yazılı bildirimde bulunması gerekiyordu. Ayrıca ‘şu tarihte tahliye yapılacaktır’ şeklinde resmi bir tebligat yapılmalıydı. Normal bir hukuk devletinde olması gereken budur. Bizim bildiğimiz devlet anlayışı da bu şekilde işler” dedi. Herhangi bir bildirim yapılmadan tahliye işleminin gerçekleştirildiğini ifade eden Tugay, “Mesai saati başlamadan, insanlar uyanmadan yapılan bu tahliyeyi hem hukuka hem de etik değerlere aykırı buluyoruz. Yargı süreci hiçe sayıldı. Asliye hukuk mahkemesi daha önce bir tedbir kararı vermişti. Ancak ne yazık ki bu tedbir kısa süre içinde kaldırıldı. Üstelik kararın gerekçesi yazılmamış, karar metni tamamlanmamıştı. Yani ortada denetlenebilir, kesinleşmiş bir mahkeme kararı yoktu” diye konuştu. İtiraz süreci devam ederken tahliyenin başlatıldığını vurgulayan Tugay, “Yargı süreci beklenmeden fiili bir durum yaratıldı. Daha da çarpıcı olan ise, henüz ortada olmayan bu kararın, tahliye işlemi tamamlanırken UYAP sistemine yüklenmiş olmasıdır” ifadelerini kullandı.

“Belediyeye ait yüz milyonlarca liralık kamu malına el konuldu”

Tahliye sırasında yaşananları aktaran Başkan Tugay, şunları söyledi:

“İçeride belediyeye ait yüz milyonlarca liralık kamu malına el konuldu. Çalışanlarımızın kişisel eşyalarını almalarına izin verilmedi. Üstelik bu bina tescilli bir kültür binasıdır ve dün zarar gördü. Vakıflar, binaları korumak için böyle uygulamalar yapıyor iddiasında bulunuyor, ama uygulanan yöntemle bina zarar gördü. Kapılar tokmakla zorlanarak kırıldı ve değiştirildi. Yetkisi olmayan özel güvenlik girişleri engelledi. Hukuki tespit yapılması bile engellendi. Tespitler sırasında kameraların çalışmaması için binanın elektriği kesildi. Vakıflar’ın özel güvenlik görevlilerinden biri, Atatürk imzalı tapu belgesi pankartını, tahliyeye tepki gösteren vatandaşları tahrik etmek amacıyla keserek aşağı atmış. Açık ve nettir ki, ortada mülkiyeti tartışmalı bir yapı, devam eden bir dava ve beklenen bir yargı süreci var. Tüm bunlar varken, sabahın erken saatlerinde polis ablukasıyla yapılan bu işlemi ‘hukuk çerçevesinde’ yapılan bir işlem olarak tanımlayamayız. İzmir, hukuk şehridir ve bu şehir, oldu bittilere teslim edilemez.”

“Bugün, mağdur olan herkesi yalnız bırakmama günüdür”

Atatürk’ün İzmir’e miras bıraktığı, tapusu Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan, haksız şekilde el konulan binaya sahip çıkmak için herkesi desteğe çağıran Başkan Tugay, “Dün gece arkadaşlarımızla sabaha kadar buradaydım; sabahın yorgunluğuyla karşınızdayım. Biraz dinlendikten sonra yine gelip, sabaha kadar burada olacağım. Sizlerle, yani gerçek dostlarla, bu şehrin gerçek sahipleriyle omuz omuza duruyoruz. Bizleri siz göreve getirdiniz. Bizim yüzümüzü döndüğümüz insanlar sizlersiniz. Biz gücümüzü sizden alıyoruz ve sizden almak zorundayız. Bugün, beni ve bize bu durumu yaşatanlara karşı mağdur olan herkesi yalnız bırakmama günüdür” şeklinde konuştu.

Güç’ten destek çağrısı

CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, kentin önemli bir süreçten geçtiğini belirterek şunları söyledi:

“İzmir’in istişare kültürünü yeniden bir araya getirmek ve bu süreci ortak akılla yürütmek adına sivil toplum paydaşlarımızla bir araya geldik. Önümüzdeki eylem sürecinin planlamasını yaptık. Bizler, Türkiye Cumhuriyeti’nin sıradan vatandaşları olarak; kadınların ve gençlerin eğitim aldığı Meslek Fabrikası’na sahip çıkma kararlılığındayız. Bu sürecin İzmir halkı için ne kadar önemli olduğunu tüm Türkiye’ye anlatacağız. Bu konuyu somut örneklerle görünür kılacağız; burada eğitim alanları dinleyeceğiz. Çünkü binlerce insan bu merkezde meslek edindi, iş sahibi oldu. Burası yalnızca tarihi bir bina değil, aynı zamanda bir eğitim kurumudur. Ancak bugün etrafının demir parmaklıklarla çevrildiğini görüyoruz. İzmir halkı olarak bunu kabul etmiyoruz. Hukuki çerçevede kalarak mücadelemizi sürdüreceğiz ve tüm İzmirlileri bu sürece destek vermeye davet ediyoruz.”

İLGİLİ HABERLER