İzmir'de Yağışlar Su Sıkıntısını Hafifletiyor

Ocak ve Şubat aylarındaki yağışlar, İzmir için su kaynağı açısından büyük bir rahatlama sağladı. Ancak, kalıcı çözümler ve su tasarrufu çağrıları devam ediyor.

İzmir, uzun bir süredir su sıkıntısı çekerken, Ocak ayında başlayan ve Şubat ayının ilk günlerinde devam eden yağışlar, şehrin su kaynaklarına bir nefes aldırmış durumda. Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) verilerine göre, 1938-2024 yılları arasındaki ölçümlerde İzmir'in ocak ayı yağış ortalaması metrekareye 134,8 kilogram olarak kaydedilirken, Ocak 2026'da bu rakam 223,7 kilogram gibi rekor bir seviyeye ulaştı. İzmir'in içme suyunun büyük bölümünü karşılayan Tahtalı Barajı'ndaki su seviyesi, Şubat ayının başlarındaki yağışlarla yüzde 10'un üzerine çıktı. Ancak, su kaynaklarının sürdürülebilirliği için daha uzun süreli çözümler gerekmektedir.

Baraj ve Su Kaynaklarının Durumu

Yağışların barajlardaki seviye artışına katkı sağladığı gözlemlenmekle birlikte, bu durumun kalıcı bir çözüm olmadığına dikkat çekiliyor. Ayşegül Akıncı Yüksel, barajlardaki seviyelerin tehlikeli sınırı aşmadığını belirterek, "Önümüzdeki dönemde beklenen yağışlarla birlikte su seviyelerinin geçen yılki değerlere ulaşmasını umuyoruz" dedi. Barajlardaki su seviyesinin yükselmesine rağmen, yağışların zamansal dağılımı ve şiddeti henüz yeterli değil. Bu nedenle, su tasarrufu konusunda tedbirlerin sürdürülmesi gerekmekte.

Yağışların Kısa ve Uzun Dönem Etkileri

Yüksel, son günlerdeki yağışların kısa vadede ekosistem ve su kaynakları açısından olumlu etkiler yarattığını belirtirken, bu yağışların zamansal dağılımının düzensiz olmasının olumsuz sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor. "Meteorolojik kuraklığı hızlı bir şekilde hafifletebiliriz, ancak hidrolojik kuraklığın giderilmesi uzun vadeli ve sürekli yağışlarla mümkün olacaktır" diye ekliyor. Bu noktada, yer altı su kaynaklarını beslemek için yağışların zaman içerisinde dağılması gerektiği vurgulanıyor.

Bulut Tohumlama: Geçici Bir Çözüm mü?

Yağış eksikliğinin giderilmesi konusunda bulut tohumlama yönteminin değerlendirildiği ifade ediliyor. Yüksel, bu yöntemin kuraklıkla mücadelede geçici bir çözüm olduğunu belirtiyor. "Bulut tohumlama yöntemi, uygun hava koşullarında bulutların yağış oluşturmasını sağlamakta kullanılabilir; ancak bu sürecin başarılı olması garanti edilmemektedir" diyor. Ayrıca, bulut tohumlama sonrasında yağışın hangi bölgelere düşeceği üzerinde kontrol sağlanamadığı, hedeflenmeyen alanlarda aşırı yağışın olabileceği uyarısında bulunuluyor.

Su Yönetiminde Stratejik Çözümler

Yüksel, bulut tohumlama gibi yöntemlerin tek başına yeterli olmadığını, su sıkıntısını gidermek için başka stratejilerin de hayata geçirilmesi gerektiğini ifade ediyor. Yapay yağmurlar ve su tasarrufu yöntemleri dışında, yağmur hasadı ve yer altı su depolama tesislerinin önemine dikkat çekiyor. Yüksel, "Su tasarrufu ve kuraklığa dayanıklı bitki türlerine yönelmek daha ekonomik bir çözüm olarak öne çıkmaktadır" diyor.

İzmir'de yaşanan son yağışlar, kısa vadede su kaynakları açısından umut verici bir gelişme oldu. Ancak bu durum, kalıcı çözümler için yeterli değil. Su tasarrufunun önemi, bulut tohumlama gibi geçici çözümlerden çok daha fazladır. Gelecek nesiller için su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi, yeraltı kaynaklarının desteklenmesi ve doğru stratejilerin belirlenmesi, su krizinin önlenmesinde belirleyici olacaktır. İzmir’in su kaynaklarının korunması ve yönetilmesi için politika yapıcılar, tarım sektöründe ve diğer alanlarda iş birliği yapmalı, halkı bilgilendirmeli ve bilinçlendirmelidir.

İLGİLİ HABERLER