İzmir’de 50 yılda bir görülen meteorolojik tablo

İzmir’de en yüksek rüzgar hızı 137,5 km/saate ulaştı. Kuvvetli lodos ve alçak basıncın birleşik etkisiyle deniz seviyesi 60 santimetre yükselirken, 1 metreye ulaşan dalgalarla birlikte kıyı hattında toplam su etkisi 1,5 metreye yaklaştı. İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler, “Bu tablo sıradan bir lodos kabarması değil; ön hesaplara göre yaklaşık 50 yılda bir görülebilecek ölçekte dalga ve seviye koşullarına işaret ediyor. Meteorolojik kaynaklı ve geçici olsa da, kıyı şeridinde dikkatli olunmalı” değerlendirmesinde bulundu.

İzmir, 15 Şubat 2026 tarihinde son yılların en güçlü meteorolojik olaylarından birini yaşadı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2. Bölge Müdürlüğü verilerine göre kent genelinde ölçülen en yüksek rüzgar hızı 137,5 km/saate ulaştı. Bu değer, şehir içinde saatte 130 kilometre hızla ilerleyen bir aracın oluşturduğu rüzgar gücüne yakın bir etki anlamına geliyor. Menderes/Çileme Köyü, Çiğli Havalimanı, Dikili/Çukuralan, Güzelbahçe Feneri ve Balçova başta olmak üzere birçok noktada 100 km/saatin üzerinde fırtına değerleri kaydedildi. Körfez ve kıyı hattındaki ölçüm istasyonlarında yer yer tam fırtına şiddetinde rüzgar etkili oldu. Bu seviyedeki rüzgar; çatıların yerinden sökülmesine, ağaçların devrilmesine ve açık alanlarda yürümeyi zorlaştıracak bir etkiye neden olabilecek güçte.

Ancak tablo yalnızca rüzgarla sınırlı kalmadı. Bostanlı ve Pasaport istasyonlarından alınan verilere göre alçak basınç sistemi nedeniyle İzmir Körfezi’nde deniz seviyesi son 24 saatte yaklaşık 60 santimetre yükseldi. Kuvvetli lodosun oluşturduğu 90 santimetre ile 1 metre arasındaki dalgalarla birlikte kıyı hattında hissedilen toplam su etkisi yer yer 1,5 metreye ulaştı. Bu durum özellikle düşük kotlu bölgelerde deniz baskını, dalga aşması ve yağmursuyu sistemlerinde geri basma riskini artırdı. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU ekipleri kıyı hattında ve riskli bölgelerde su tahliyesi ve kontrol çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.

Dr. Işıkhan Güler: Bu değerler yaklaşık 50 yılda bir görülebilecek ölçekte

İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler, yaşanan süreci teknik verilerle değerlendirerek, “İzmir’de şu an güneyli rüzgârlar zaman zaman 35–40 knot hızlara ulaşıyor. Körfez genelinde dalga yüksekliği 90 santimetre ile 1 metre arasında ölçülüyor. Uzun süredir etkili olan düşük basınç sistemi ise deniz seviyesinde yaklaşık 60 santimetrelik bir yükselmeye neden olmuş durumda. Bu iki etki birleştiğinde kıyı hattında 1,5 metreye varan bir su etkisi oluşuyor. Ön hesaplamalarımıza göre bugün gözlenen dalga koşulları istatistiksel olarak yaklaşık 50 yılda bir görülebilecek şiddette bir olaya işaret ediyor. Bu sıradan bir lodos kabarması değildir” diye konuştu.

Salı gününe dikkat

Güler, Alsancak ve Karşıyaka kıyılarında gözlenen geri basmaların yapısal bir sorundan değil, eş zamanlı meteorolojik koşullardan kaynaklandığını vurgulayarak, “Düşük basınç deniz seviyesini doğal olarak yükseltir. Rüzgâr bu suyu kıyıya doğru ittiğinde dalga aşmaları görülebilir. Aynı dönemde yağışın devam etmesi, yağmursuyu sistemlerinin denize deşarjını zorlaştırarak mazgallardan geri basmaya neden olur. Bu geçici bir meteorolojik tablodur. Basınç yükselip rüzgâr zayıfladığında deniz seviyesi normale dönecektir. Salı günü öğle saatlerinde basıncın 1000 mb’nin altına düşmesinin bekleniyor.Bu nedenle deniz seviyesinde kısa süreli yeni bir artış daha yaşanabilecek” dedi.

Neden deniz yükseldi?

Uzmanlara göre üç ana etken aynı anda devreye girdi:

•Alçak basınç: Deniz seviyesinde yaklaşık 60 cm yükselmeye neden oldu.
•Kuvvetli lodos (35–40 knot): Denizi kıyıya doğru iterek 90 cm–1 m dalga oluşturdu.
•Yağış: Suyun denize akışını zorlaştırarak geri basma riskini artırdı. Bu üçlü etki birleşince özellikle düşük kotlu alanlarda deniz baskını riski ortaya çıktı. Yetkililer, kıyı tahkimatlarının normal dalga koşullarına göre tasarlandığını; ancak çok kuvvetli rüzgâr, düşük basınç ve yükselen deniz seviyesinin aynı anda etkili olduğu ekstrem durumlarda dalga aşmalarının görülebileceğini vurguluyor. Bu durum yapısal bir yetersizlik değil, olağanüstü meteorolojik koşulların geçici sonucudur.

İLGİLİ HABERLER