Soyer’den cezaevi paylaşımı: ‘Hukuk, vicdan olmadan adaleti getirmiyor’

Kamuoyunda kooperatif davası olarak bilinen soruşturma kapsamında açılan zimmet dosyasında yeniden tutuklanan İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı...

Tunç Soyer, cezaevinde geçirdiği süre ile ilgili duygularını ve mücadele azmini, sosyal medya üzerinden takipçileriyle paylaştı. Özgürlük ve arkadaşlık kavramlarına göndermelerde bulundu.

Tutuklu bulunduğu Buca Kırklar Cezaevi'nde yaşadığı deneyimleri aktaran Soyer, "Her şey normalmiş gibi" romanı üzerine düşündüklerini ve kendi durumunu Sisifos mitine benzettiğini ifade etti. Avukatları ve arkadaşlarına duyduğu minneti de dile getirdi.

Cezaevindeki Günlük Yaşam

Tunç Soyer, cezaevinde geçirdiği zamanı "hafta içi hafta sonu pek fark etmiyor" şeklinde özetliyor. Her gün aynı rutinler sürerken, dış dünyadan kopmamaya çalıştığını belirtiyor. Bu süreçte, zaman zaman okumalar yaparak kendini geliştirmeye çalıştığını dile getiriyor. Örneğin, Gaye Boralıoğlu’nun “Her şey Normalmiş Gibi” romanını okuyarak hem bir aşk hikayesinin derinliklerine iniyor hem de memleketin durumunu sorguluyor.

Roman ve Kendi Durumu Arasındaki Bağlantı

Soyer, paylaşımında Lora karakterinin Sisifos mitini anlattığını hatırlatıyor ve kendi durumuyla paralellik kuruyor. Zeus’un Sisifos’a verdiği ceza olan ağır kayanın tepeye çıkarılması ve sürekli düşmesi, Soyer’in duruşmalarındaki zorlukları simgeliyor. Her duruşmada tahliye umudunun yeşermesi, ama her seferinde hayal kırıklığı yaşamasını, Sisifos'un hikayesine benzetiyor.

Hukuk ve Vicdan Üzerine Düşünceler

Soyer, hukukun vicdansız olması durumunda adaletin sağlanamayacağını öne sürüyor. Gücü elinde bulunduranların hukuku nasıl eğip bükebileceğini, vicdanın var olması gerektiğini vurguluyor. Bu durum, adaletin temeli olarak vicdanın önemini tekrar hatırlatmakta. Soyer, vicdan ile hukukun buluştuğu bir sonuç beklediğini ifade ediyor.

Arkadaşlığın Önemi

Tunç Soyer, cezaevindeki sürecinde sıkça vurguladığı bir diğer tema ise arkadaşlık. “Arkadaşlık özgürlüğü besler” ifadesiyle, özgürlüğün ve arkadaşlığın birbirinin tamamlayıcısı olduğunu açıklıyor. Kendisine destek olan avukatlarına ve arkadaşlarına teşekkür ederek, duygusal bir bağ kuruyor. Gözlemlediği durum, cezaevindeki yalnızlık hissiyle birlikte arkadaşlık ilişkilerinin kıymetini daha da artırıyor.

Mücadele Azmi

Soyer paylaşımını, kendisine destek olan avukatı ve arkadaşlarına olan minnet duygusuyla sonlandırıyor. Zorluklarla dolu bir mücadele içerisinde özgürlük umudunu hiç kaybetmiyor. Cezaevinde geçirdiği süre zarfında hem kişisel olarak hem de hukuksal süreçte karşılaştığı zorluklar, onu daha güçlendiriyor ve dirençli kılıyor. Özgürlüğüne kavuşma umuduyla her duruşmaya daha da güçlenerek geliyor.

Tunç Soyer’in sosyal medya üzerinden yaptığı bu paylaşım, toplumda adalet, özgürlük ve arkadaşlık gibi evrensel kavramların önemini bir kez daha gün yüzüne çıkarttı. Cezaevindeki mücadele süreci, sadece kendisi için değil, aynı zamanda vicdan ve adalet arayışında olan herkes için anlam taşıyor. Her ne olursa olsun, Soyer'in azmi ve kararlılığı, özgürlük arayışının simgesi olmaya devam etmekte.

İLGİLİ HABERLER