EÜ’de “Lenfödem” her yönüyle uzmanlar tarafından değerlendirildi

Ege Üniversitesi'nde, "Dünya Lenfödem Günü" etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlik, lenfödem hastalığına farkındalık oluşturmak ve bilgilendirmek amacıyla düzenlendi. Uzmanlar, hastalığın tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesinde, “Dünya Lenfödem Günü” kapsamında toplumda farkındalık oluşturmak ve hastaları bilgilendirmek amacıyla etkinlik düzenlendi. Tıp Fakültesi Muhiddin Erel Amfisinde gerçekleşen etkinliğe uzman hekimler,  sağlık çalışanları, öğrenciler ve hasta yakınları katıldı. “Sessiz tehlike" olarak bilinen lenfödem hastalığı ile  ilgili bilgilerin sunulduğu etkinlikte, hastalığın nedenleri, belirtileri ve modern tedavi süreçleri derinlemesine incelendi.

Hastalığın fizyolojik boyutu hakkında bilgi veren EÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Berk Göktepe, lenfödemin lenf sistemindeki dolaşımın bozulmasıyla ortaya çıktığını vurguladı. Doç. Dr. Göktepe, “Lenfödem, proteinden zengin lenf sıvısının ameliyat, radyoterapi, enfeksiyon ya da travma gibi nedenlerle dolaşımının bozulması sonucu oluşur ve vücudun farklı bölgelerinde şişliklere yol açabilir” dedi. Özellikle meme kanseri cerrahisi sonrası riskin arttığını belirten Doç. Dr. Göktepe, “Koltuk altındaki lenf nodlarına yapılan cerrahi müdahaleler sonrasında lenfatik akım bozulabiliyor ve bu da kolda şişlik oluşmasına neden olabiliyor. Günümüzde uygulanan yeni cerrahi tekniklerle bu riski en aza indirmeye çalışıyoruz” dedi.

“Modern yaklaşımlarla yaşam kalitesi ön planda”

EÜ Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Senem Alanyalı, kanser tedavisinde başarının yanı sıra hastanın konforunun da kritik olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Alanyalı, “Meme kanseri tedavisinde başarı oranı oldukça yüksek. Bu nedenle hastalarımızın tedavi sonrası yaşam kalitesini korumak bizim için büyük önem taşıyor. Lenfödem gibi yan etkilerin erken fark edilmesi bu açıdan kritik” dedi. Güncel tıbbi yaklaşımlara değinen Alanyalı, “20 yıl önce koltuk altını tamamen temizlemek bir cerrahi başarı gibi görülürken; artık günümüzde daha az lenf nodu çıkarmak ve geride kalan hücreleri hedefli radyoterapiyle kurutmak temel yaklaşımımız haline geldi” diye konuştu

“Erken teşhis ve her yaşta görülme riski”

EÜ Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sibel Eyigör, erken farkındalığın tedavideki hayati rolüne değindi. Hastaların kollarında hissettikleri dolgunluk veya gerginlik hissinin ilk uyarıcılar olduğunu belirten Prof. Dr. Eyigör, “Erken dönemde müdahale edildiğinde lenfödem gelişmeden süreci kontrol etmek mümkün olabiliyor” dedi. Hastalığın sadece yetişkinlerde değil, bebeklerde dahi görülebildiğini kaydeden Eyigör, “Doğumdan itibaren lenf sisteminin gelişmemesine bağlı olarak bebeklerde de bu tabloyla karşılaşabiliyoruz. Ancak son yıllarda cerrahi ve radyoterapi tekniklerindeki gelişim sayesinde lenfödem vakalarında bir azalma gözlemliyoruz” diye konuştu.

“Hastalar için pembe bileklik ve cilt bakımı önemli”

Etkinlikte Dr. Berna Bulut, hastaların günlük yaşamda dikkat etmesi gereken pratik bilgileri paylaştı. Ameliyatlı kolun korunması gerektiğini vurgulayan Bulut, “Hastalarımız 2 kilogramdan ağır yük taşımamalı, dar mücevher ve sıkı kıyafetlerden kaçınmalıdır. Ayrıca tansiyon ölçümü ve kan alma gibi işlemlerin bu koldan yapılmaması hayati önem taşıyor. Acil durumlarda yanlış müdahaleyi önlemek için etkilenen tarafa ‘pembe bileklik’ takılmasını öneriyoruz” dedi. Cilt bakımının enfeksiyon riskini önlemedeki rolüne dikkat çeken Bulut, nötr PH’lı temizleyicilerin kullanılmasını ve kurulama sırasında havluyla “dokundur-çek” yönteminin uygulanmasını tavsiye etti.

“Egzersiz ve doğru bandajlama teknikleri”

Hemşire Sedef Çalışkan ve Hemşire Menekşe Özgür İnbat, lenf akışını hızlandıran teknik yöntemler üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Egzersizin kas pompasını çalıştırarak lenf sıvısı emilimini artırdığını belirten Sedef Çalışkan, “Yürüyüş, yüzme ve yoga gibi aktiviteler faydalıyken; tenis ve golf gibi darbeli sporlar şişliği tetikleyebilir. Özellikle ‘kol pompa’ ve solunum egzersizleri gün içinde mutlaka tekrarlanmalıdır” dedi.

Doğru bandajlamanın önemine değinen Menekşe Özgür İnbat ise, standart sargıların aksine “kısa gerim” özelliğine sahip profesyonel materyallerin kullanılması gerektiğini hatırlattı. İnbat, uzman kontrolünde yapılan masaj ve bandaj uygulamalarının dokudaki yumuşamayı ve ödem azalmasını kalıcı hale getirdiğini ifade etti.

İLGİLİ HABERLER